KEİG yeni paketi değerlendirdi: “annelik kariyerine” teşvik paketi

KEİG Platformu, Başbakan Davutoğlu’nun 8 Ocak’ta açıkladığı yeni paketle
ilgili yaptığı değerlendirmede, kadın istihdamının arttırılmasının değil,
anneliğin teşvik edilmesinin hedeflendiğini belirtti. Hükümetin bugüne
kadar ‘müjdelediği’ paketlerde eşitliği sağlama yönünde bir adım atılmadığı
ifade edilirken, aksine cinsiyet eşitsizliğinin derinleştirildiği vurgulandı.
KEİG Platformu, Başbakan Davutoğlu’nun 8 Ocak’ta açıkladığı, kadınların çalışma yaşamı, çocuk bakımı ve ailenin korunmasına dair düzenlemeleri içeren Ailenin ve Dinamik Nüfus Yapısı’nın Korunması Programı Eylem Planı’nı değerlendirdi.
Aralık ayı sonunda Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam’ın da konuyla ilgili bir ön açıklama yaptığı belirtilirken, Davutoğlu ve İslam’ın açıklamaları üzerinden paket toplumsal cinsiyet eşitliği açısından değerlendirildi.
Açıklamalardan görüldüğü üzere, pakette sunulan düzenlemelerden biri erken çocukluk bakım ve eğitim hizmetlerinin yaygınlaştırılmasını içeriyor. KEİG Platformu bu düzenlemenin özel sektörü teşvik odaklı yapıldığını belirtirken, özel kreşlerin kamu kreşlerini ikame etmemesi gerektiğini vurguladı: “Hizmetlerin ebeveynlerin ve çocukların ihtiyaçları doğrultusunda çeşitlendirilmesini savunmakla birlikte, önceliğin tüm çocuklar için uluslararası standartlarda kaliteli hizmet veren kamu kreşlerine verilmesi gerektiğini söylüyoruz. Yani, kamunun ikamesi olarak özel kreşlere karşı çıkıyoruz.”
“Kadınlar nüfusun korunması ‘trendine’ feda ediliyor”
Hükümetin kadınlara 3-5 çocuk doğurmasını telkin ettiği belirtilen açıklamada, kadın istihdamının arttırılması hedefinin cinsiyet eşitliğini sağlamak için bir adım olarak görülmediği ifade edildi. Pakette yarı zamanlı çalışan kadınların tam ücret alacağının söylendiği belirtilirken, KEİG çoğunluğu özel sektörde ve kayıt dışı çalışan kadınlar için bu uygulamanın gerçekçi olmadığını vurguladı.
Çocuk bakımı denilince yalnızca kadınlara yönelik düzenlemelerin yapıldığı, erkeklerin hesaba katılmadığı dile getirilirken; kadınların çalışmasının ancak esas görevleri olarak görülen bakım hizmetlerini yerine getirmeleri şartıyla uygun görüldüğü ifade edildi. Kadınların bu bakımı gerçekleştirmek için esnek ve kayıt dışı çalışmaya sıkıştırıldığı vurgulandı.
Açıklamada ayrıca, ailenin korunmasını temel alan bir sosyal politika uygulaması içinde kadınların esas görevinin annelik olarak görüldüğü vurgulandı. Sağlık Bakanı Müezzinoğlu’nun, “kadınların annelik kariyerini merkeze alması gerektiği” açıklaması hatırlatılırken, “Doğum borçlanması, ‘çeyiz parası’, doğan çocuğa altın gibi uygulamalarla kadınların ödeyeceği bedelin göz ardı edildiği yeni bir program uygulamaya konuluyor,” denildi.
“Hükümet cinsiyet eşitsizliğini derinleştiriyor”
KEİG, kadınlara hane içi “görevlerini” yerine getirmesi için önerilen esnek, yarı-zamanlı çalışma modelinin, Türkiye’deki uzun çalışma saatleri göz önünde tutulduğunda aslında bakıma ayrılan süre için de yeterli olmayacağını vurguladı. Bu durumun, kadınların evde kayıt dışı ve iş güvenliği koşulları olmadan çalışmasını doğurduğu ifade edildi. Kadınların istihdamını artırırken bu artışın niteliğinin sorgulanması gerektiği belirtilen açıklamada, hükümetin bunu eşitliği sağlamada bir araç olarak görmediği, hükümet yetkililerin kadın-erkek eşitliğine inanmadıklarını açıkça söyledikleri de vurgulandı.
KEİG, şu ana dek açıklanan onlarca paketin kadınların toplumdaki ikincil pozisyonunu değiştirecek herhangi bir düzenleme içermediğini belirttiği açıklamayı şöyle sonlandırdı: “Kadın istihdamının cinsiyet eşitsizliğini aşındıracak ve ‘insana yaraşır’ bir hayat standardı sunacak şekilde nasıl arttırılacağını uzun yıllardır haykırıyoruz. Ortaya koyduğumuz gerçekleri göz ardı eden, bu gerçeklere kulaklarını tıkayan bir yürütmenin paketlerden çıkardığı/çıkaracağı sürprizlere karnımız tok!”
